Pepper cultivation

Bugün sizlerle acısı ve tatlısıyla biberden söz edeceğim.

Sağlık yönünden de çok kıymetli olan biberin gün geçtikçe yeni faydaları ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda biberin kanser hastalığı üzerinde iyileştirici etkileri ortaya konmuştur.

Bunun yanında, mide salgısını artırarak iştah açar. Sinir, mide ve salgı bezlerine iyi gelir, sindirimi   kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür, deniz tutmasına,   romatizma ve adale ağrılarına iyi gelir. Kan dolaşımı ve basıncını düzenler. Bu kadar faydalı bir sebzeyi sofralarımızdan eksik etmemek kendi yararımıza olacaktır.

Peki hiç düşündünüz mü biber nasıl yetiştirilir? Yetiştirmede nelere dikkat edilir? Bu modül ile size bu bilgiler kısa ve anlayabileceğiniz şekilde verilmiştir.

Bundan sonra inanıyoruz ki biber yemede daha hevesli olacak kim bilir belki de biber yetiştirme  imkanlarınızı  zorlayacaksınız.  O  zaman  ne  duruyorsunuz,  haydi  balkon  veya müsait ortamlarda biber yetiştiriciliğine ilk adımı beraber atalım.

Göreceksiniz ki yetiştirmek de size en az biber ve biber ürünleri kadar zevk verecek, hasat ettiğiniz her biberde üretmenin gururunu yaşayacaksınız.

                                                                                               BİBER YETİŞTİRİCİLİĞİ

1.1. Tanımı ve Önemi

Biber bitkisi, domatesle aynı familyadandır. Biberin anavatanının tropikal Amerika olduğu, buradan dünyaya yayıldığı kabul edilmektedir. Çeşitli tür ve formların orijin merkezi Tropik Güney Amerika, özellikle Brezilya’dır. Biber önce İspanya’dan 1548 yılında İngiltere’ye,  daha  sonra  orta  Avrupa  ve  diğer  Avrupa  ülkelerine  girmiştir.  Balkan ülkelerinden sonra  Türkler tarafından orta ve kuzey Afrika tanıtılmıştır.

Biberin sistematikteki yeri ise aşağıdaki gibidir.

Takım: Malvales- Tubiflorae ya da  Personatae

Familya: Solanaceae

Cins: Capsicum

Tür: Capsicum annum L.

Ülkemiz, 2003 yılı itibariyle 420.000 ton dolmalık, 1.370.000 ton sivri biber olmak üzere 1.790.000 ton biber üretimi ile dünyada 3. sıradadır. Toplam sera sebzeciliği içinde %15 civarında biber tarımı yapılmaktadır.

Botanik Özellikleri

  • Kök: Başlangıçta kazık kök olup zamanla yan köklerin çıkmasıyla bütünlük kazanır.  Bitki,  bol  görünümlü  narin  bir  saçak  köke  sahiptir.  Zaman  zaman  da  kökler 100 cm’ye  kadar  iner. Köklerin  yanlara  dağılımı  40-60  cm arasında  değişir. Soğuk sera topraklarında ise kökler derine inmez. Genelde ilk 10-30 cm’lik kısımda kalır.
  • Gövde ve yapraklar: Dik olarak büyüyen başlangıçta otsu olan gövde, zamanla odunsu bir hal alır. Gövde ve dallar, boğum ve boğum aralarından oluşur. Narin ve kırılgan bir yapıya sahiptir. 50-200 cm arasında boylanabilir. Gövde dallanması bazı çeşitlerde alttan 2-3 boğumdan sonra başlar ve çeşitlere bağlı olarak 4-10 boğumlar arasında yan dal geliştiği görülür. Yan dallar üzerindeki yaprakların koltuklarından ikinci dereceli sürgünler çıkar.

Değişik tiplerde yaprak görülebilir. Uzun,  oval,  yuvarlak,  kenarları düz veya dalgalı, parlak, tüylü olabilir.

Gövde ve meyvelerde antosiyanın maddesi etkisiyle mor renk görülebilir. Yaprak renkleri de açık yeşilden koyu yeşile kadar farklı renklerde olabilir.

Dolmalık çeşitlerin yaprakları daha büyük ve geniştir.

  • Çiçek ve tohum: Yaprak veya dal koltuklarında, bir ya da birden fazla çiçek bulunabilir. Erselik yapıdadır. Erkek ve dişi organ aynı çiçek üzerindedir. 5-7 taç yaprak, 5 erkek organ ve 1 dişi organdan oluşur.
Biber çiceği
Biber çiceği

Dişi organ 3-5 karpellidir. Çoğunlukla beyaz olan çiçekler, genelde yaprak koltuklarında 1, bazen 2-3 çiçek kümesi halinde görülür.

Çiçek tozları çiçek açtıktan kısa bir süre sonra canlılıklarını yitirir. Erselik çiçek yapısına karşın %3-30  arasında  yabancı  tozlanma  görülür.  Bu  durum erkek ve dişi organın farklı zamanlarda olgunlaşmasında kaynaklanır.  Oval,   sarımtırak, parlak renkte 1-4 mm ebadında tohumlara sahiptir.


B
eslenme ve insan sağlığı yönünden önemini ise şöyle açıklayabiliriz; A ve C vitaminlerince zengin, düşük kalorili olan biberler taze, pişmiş, konserve, salça, turşu, sos, ketçap, konsantre domates çorbaları, hazır çorbalar, sucuk, tarhana, pastırma, çocuk maması, zeytinlerin içinde, peynirlerde dondurulmuş gıda olarak, kurutularak, toz ve pul biber yapımında, boya sanayinde, ilaç sanayinde vb. gibi çeşitli alanlarda kullanılır.

Kırmızı pul biber
Kırmızı pul biber

İçerdiği değişik mineral ve vitaminler yanında, acı çeşitlerde  acı ve yakıcı tadı veren alkoloidleri de içerir;

Bu alkoloidler;

  • Mide salgısını artırarak iştah açar.
  • Sinir, mide ve salgı bezlerine iyi gelir ve sindirimi kolaylaştırır.
  • İdrar söktürür.
  • Deniz tutmasına  iyi gelir.
  • Adale ağrısına hafifletir.
  • Romatizma için kullanılır.
  • Kan dolaşımı ve basıncını düzenlemek gibi yararları vardır.
100 gr taze biberin besin değeri
100 gr taze biberin besin değeri

1.2. Ekolojik İstekleri

Sıcak ve ılık iklim sebzesi olan biber;  ılık iklimlerde tek yıllık sıcak iklimlerde birkaç yıllıktır. Biber, yetişme periyodunun erken devrelerinde daha fazla sıcaklığa ihtiyaç duyar.

Vejetasyon süresince sıcaklığın 15 0C olması gerekir. Optimum sıcaklık isteği 18-

26°C’ dir. Biber bitkileri, 15°C’ nin altında ve 32°C’ nin üzerindeki sıcaklıklarda zarar görür ve alınan verim düşer. 35 °C’ nin üstündeki sıcaklıklarda bitki büyümesi ve gelişmesi çok yavaşlar.

Yüksek sıcaklık, acı biberlerde acılığı artıran bir faktördür. Gelişme gündüz sıcaklığı 21-26 ºC, gece sıcaklığı 15-17 ºC olduğunda iyi olur. Gündüz sıcaklığının 32-35 ºC ve gece sıcaklığı 15 ºC’nin altına düştüğünde bitki büyümesi yavaşlar, döllenme aksar. Gündüz      32 ºC’ nin üzerinde biberin meyve bağlaması azalır. 38 ºC’ nin üzerinde döllenme olmaz.

Donlara karşı çok hassastır. Yetiştirme devrelerinde sıcaklık sıfırın altında -2,-3 dereceye düştüğünde tamamen ölür; bu nedenle yastıklarda yetiştirilen fidelerin açıktaki yerlerine dikimi, ilkbaharda don tehlikesi tamamen kalktıktan ve toprak ile hava sıcaklık şartları   uygun   bir   hâl   alınca   yapılmalıdır.   Düşük   sıcaklıklarda   gelişip   büyümemiş partenokarp,  kötü şekilli takoz meyveler oluşur.

Gerek toprakta gerekse ortamda nemden hoşlanır. Toprakta devamlı % 60-70 nem bulunmalıdır. Optimal gelişme;  sıcaklık,  kısmen ışık yoğunluğu,  toprak ve hava nemi gibi çevre faktörlerine bağlıdır.

Toprak neminin fazla, besin maddelerince yeterli ve hava sıcaklığının 24-26 ºC olduğu zamanlar iyi gelişim gösterir.

Işığı çok seven biber bitkileri, gün uzunluğuna karşı duyarsızdır.

Biber seralarında hava oransal nemi %70-75 civarında tutulmaya çalışır. Atmosferdeki nem oranıyla biber bitkisinin gelişmesi arasındaki ilişki büyük olduğundan sera oransal neminin biber seralarında istenilen sınırlarda tutulmasına özen gösterilir.

Sera oransal nemini artırmak amacıyla bitkilerin üst kısımlarından dikkatsizce yapılan su püskürtme işlemi Botrytis hastalığının başlamasına neden olabilir. Püskürtme işlemi güneşli günlerde günde 1-2 kez kısa süreli yapılmak koşuluyla zararlı olmayabilir.

Biber, toprak isteği bakımından domates ve patlıcana göre daha seçicidir. Organik maddece zengin, çeşitli besin maddelerini içeren,  tınlı,  tınlı-kumlu,  su tutma kapasitesi iyi, çabuk ısınılabilir, derin,  geçirgen,  iyi drene edilmiş topraklar uygundur. Kumlu – tınlı topraklar ise erkencilik sağlar.

Ağır, killi ve fazla su tutan topraklar ile tamamen kumlu topraklar, biber tarımına uygun değildir.

Biber yetiştiriciliğinde, kök sisteminin yüzeysel olmasından dolayı toprak neminin yüksek seviyede olması istense de,   yetersiz drenajı olan ağır topraklarda aşırı sudan biber olumsuz etkilenir.

Toprak pH’ı optimum 5,6-6,8 olmalıdır. pH=5,2’den düşük topraklar iyi değildir. Yüksek pH durumunda ise P, Fe, Mn, Zn, Cu gibi mikro elementlerin alınabilirliği azalır. Biber, toprak tuzluluğuna oldukça duyarlıdır.

1.3. Önemli Çeşitleri

Biberde renk, boy şekil vb. dikkate alınarak çeşitli şekillerde sınıflama yapılabilir. Bailey tarafından yapılan sınıflandırma aşağıdaki gibidir:

  • C.annuum var.cerasiforme: Kiraz biberleridir. Meyveleri küçük, 2-3 cm ve dik durur.
  • C.annuum var.conoides: Meyveleri konik veya uzuncadır. 2-10 cm, silindir şeklindedir, dik durur.
  • C.annuum var.fasciculatum: Kırmızı salkım biberleridir, 5-8 cm uzunluktadır, meyve dik durur.
  • C.annuum var.longum: Uzun sivri biberler grubudur. 5-30 cm uzunlukta ve sarkık durur.
  • C.annuum var.grossum: Dolmalık biber grubudur. İri 3-4 bölmeli, 3-10 cm,dik veya sarkık durur.

Ayrıca biberleri şöyle de sınıflandırılabiliriz;

Sivri biberler:

Sivri biber
Sivri biber

Bu grupta uzun, narin yapılı, genelde orta koyulukta yeşil renkli, ince duvarlı, genelde tatlı bazen acı biberler yer alır. Bu gruptaki biberler daha koyu yeşil, daha kalın duvarlı, oldukça sert dokulu, daha kısa boyludur.

Çarliston biberler:

Çarliston biberi
Çarliston biberi

Sarı ve yeşil renkli çeşitleri olduğu gibi lezzetleri de acı veya tatlı olabilir. Uzun, iri, daha kalın duvarlı ve etli olduğundan ayrı bir grup teşkil eder.

İri  kırmızı  biberler:  

İri kırmızı biberler
İri kırmızı biberler

Özellikle  acı  olanlar  daha  ziyade  kırmızı  toz  biber üretiminde ve pastırma yapımında geniş ölçüde kullanılır. Bu grupta yer alan daha tatlımsı çeşitler ise çoğunlukla biber salçası yapımında ve evlerde özel şekilde hazırlanan turşu yapımında kullanılır. Uzun, kırmızı renkli biberlerdir.

Konik biberler:

Turşuluk konik biber
Turşuluk konik biber

Tamamen kızardıklarında daha ziyade biber salçası ve kırmızı toz biber yapımında kullanılır. Yeşil veya sarı renkli, kalın duvarlı,çoğunlukla tatlı bazen acı olan biberlerdir.

Domates  biberleri:  

Domates biberi
Domates biberi

Şekli  domatese  benzediğinden  bu  isimle  anılmaktadır. Kırmızı renkli, dolgun etli ve tatlı lezzetli olan bu biberler ülkemizde salça üretiminde kullanıldığı gibi içi doldurularak turşu halinde değerlendirilmektedir.

Dolmalı biber
Dolmalı biber

Dolmalık biberler:

Yuvarlak iri biberler grubunu teşkil eden bu biberler sarı veya muhtelif tonda yeşil renklidir. Renk, irilik ve duvar kalınlıkları oldukça değişiklik gösterir.

1.4. Üretimi

Biber,  açıkta  ve  örtü altında  fide  yetiştirilerek  veya  direkt  yerine  ekim  yapılarak üretilir ama iyi bir yetiştiricilik için ekim veya dikimden önce toprağın hazırlanması gerekir.

Toprak hazırlığında biber yetiştirilecek tarla, sonbaharda derince sürülür. Gübreleme yapmadan önce toprak analizini yaptırmak, bu sonuçlara göre gübre vermek gerekir.

İlkbaharda yüzlek sürülerek uygun aletlerle işlenen toprak, dikime hazırlanır. Potasyumlu gübrenin 2/3’ü ile azotlu gübrenin 1/3’ü ve fosforlu gübre ilkbaharda sürümden önce pulluk altına, dikimle birlikte verilmelidir. Potasyumlu gübrenin kalan miktarı ile azotlu gübrenin 1/3’ü ilk meyve tutumunda, kalan kısmı ise, ilk hasattan sonra verilmelidir.

Sıcak yastıklarda biber fideleri
Sıcak yastıklarda biber fideleri

1.4.1. Açıkta Üretim

Biber yetiştiriciliğinin esasını, fide yetiştirme teşkil eder. Biber tarlaya direkt tohum ekimi ile üretilirse de bu uzun zaman alan bir iştir. Bu bakımdan biber yetiştiriciliğinde önce fideler yetiştirilmeli sonra yetiştirme yerine dikilmelidir.

Fide yetiştiriciliği; sıcak, ılık yastıklarda veya serada yapılır. Yastıklara tohumlar sıra arası 10 cm,  sıra üzeri 1-2 cm,  derinlik 1-3 cm olacak şekilde tek tek ekilir. Ekimden sonra tohumların üzeri kapatılır ve sulanır.

Dikime hazır biber fidesi
Dikime hazır biber fidesi

İyi bir çimlenme olması için toprak sıcaklığının 15 derecenin üstünde olması gerekir. Çimlenip belli büyüklüğe gelen fidelerin şaşırtılması gerekir. Fideler 3-4 yapraklı olduktan sonra aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır;

  • Kotiledon yaprakları lekesiz,
  • Kotiledon yaprakları parlak yeşil,
  • Kotiledon yaprakları sağlıklı gelişmiş ve yere paralel,
  • Kök ve gövde uzunluğu birbirine eşit,
  •  Beyaz ve lekesiz köklü,
  • Tek büyüme ucuna sahip olmalıdır.

Şaşırtılmak üzere seçilenler tüplere şaşırtılır. Fidelerin sökülüp dikilmesi sırasında dikkatli davranılmalıdır.

Şaşırtılan fidelerden uygun olanlar, nisan ayının sonlarına doğru sıra arası 80 cm, sıra üzeri 30-50 cm olacak şekilde esas dikim yerlerine dikilir.

Biber için en uygun fide büyüklüğü, ilk çiçek tomurcuklarının görülmeye başladığı devredir.  Fidelerin  dikimi  daha  önce  sürülerek,  gübrelenen  tarlada  tahta  ve  masuralara yapılır. Tahtalar 80-120 cm, masuralar 40-60 cm genişliktedir. Tahtalara 2-4 sıra, masuralara tek veya çift fide dikim yapılır. Fideler arasında sıra arası 60-80 cm, sıra üzeri 30-50 cm’dir.

Topraksız fidelerin dikiminde plantuvar, topraklı dediğimiz saksı veya siyah naylon torba içinde yetiştirilen fidelerin dikiminde ise çapalar kullanılır. Dikim esnasında fideler çapa ile açılan yeterli büyüklükteki çukura olduğu gibi yerleştirilir ve  çukurun boş kısımları toprakla doldurularak hafifçe bastırılır. Açılan bu çukurlar sedde üzerinde olmalıdır. Dikilen fidelere dikimden hemen sonra bolca can suyu verilir.

Fidelerde ilk meyveler görülünceye kadar bol sulamadan kaçınılmalıdır. Sulama toprakta rutubetin iyi bir seviyede olmasını sağlayacak şekilde iklim ve toprak özellikleri dikkate alınarak yapılır.

Biberlerde düz alana dikimden ziyade sırta dikim yapılmalıdır.

Biber tarlasından bir görünüm
Biber tarlasından bir görünüm

1.4.2. Örtü Altında Üretim

Örtü altında genelde tek ürün dönemi olarak ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde de yapılabilmektedir. Tek ürün ve sonbahar dönemi için tohum ekim tarihi 10 Temmuz -10 Eylül arasındadır. İlkbahar dönemi için ise 15 Kasım –30 Aralık arasıdır.

Tohum ekimi fazla derin veya çok yüzeysel olmadan, tohumlar üst üste gelmeden iyi harç içine yapılır. 7-14 gün içinde çimlenme tamamlanır ve kotiledon yaprakları tam iriliğini alarak ve ilk gerçek yaprak görüldüğünde, içinde uygun harç bulunan viyollere şaşırtılır.

Fide döneminde çok hassas olduğu için hastalık ve zararlı mücadelesine önem verilmelidir.

Dikime gelmiş fideler sağlıklı,  pişkin ve kök sistemi güçlü olmalıdır. İyi bir yetiştiricilik için mutlaka hazır fide tercih edilmelidir.

Biber serası
Biber serası

Seraya  dikimde  dikim  mesafeleri,   tek  sıra  dikim sistemine  göre;  100×40  cm ise dekara 2500 bitki, 90×40 cm’de dekara 2777 bitki   dikilir.

Çift sıra dikim sisteminde ise, sıralar arası 90 cm, sıra arası ve sıra üzeri ise 50×50 cm’ de dekara 2857 bitki, 90x50x40 mesafede ise 3571 bitki dikilebilir.

Sağlıklı yetiştiricilik için sık dikim yapılmamalıdır. Bitki besleme ve hastalıklarla mücadele bakımından aynı alanda önceki dönemde biber yetiştirilmemiş olmasına dikkat edilmelidir.  Dikim  sıraları,  kuzey-güney  istikametinde  olmalıdır. Dikim  sırasında  toprak tavında olmalı ve sırta dikim yapılmalıdır.

Dikim, günün sıcak saatlerinde yapılmamalıdır. Dikimden sonra can suyu verilmelidir. Kök boğazı yanıklığı hastalığına karşı ise aşağıdaki yöntemler uygulanmalıdır;

  • Kök boğazı seviyesi toprak altında kalmamalı,
  • Damlama sulama sistemi uygulanmalıdır.

Sulama suyu temiz olmalıdır. Can suyundan sonra toprak iyice kurumaya bırakılmalı ve tekrarlanarak çapa işlemi yapılmalıdır.

Açıkta  ve  örtü  altında  biber  yetiştiriciliğinde  daha  fazla  verim  almak,  kaliteyi artırmak,  hastalık  ve  zararlılardan  korunmak  için  4-5  yıllık  münavebe  gereklidir.  Bu mümkün değilse en az 3 yıllık münavebe şarttır.

Biber  ile  aynı  familyadan  olan  domates  ve  patlıcan,  arka  arkaya  aynı  tarlaya ekildiğinde hastalık ve zararlıların artmasına ve besin maddelerinin azalmasına neden olduğundan bunların dışında bitkilerin yetiştirilmesi gerekir.

Münavebede, baklagil bitkileri kullanarak yapılan yeşil gübreleme,  toprağa organik maddenin yanında, bitkiye yarayışlı azot gibi maddeler de sağlamış olur.

                                                                                              2. KÜLTÜREL İŞLEMLER

2.1.Sulama

Sulamanın amacı; bitki gelişmesi için gerekli olan fakat doğal yollarla karşılanamayan suyu, en kolay ve randımanlı bir şekilde kök bölgesinde depolamaktır.

Biber, suyu çok seven bir bitkidir. Ancak kuru ve yaş topraklardan olumsuz yönde etkilenir. Genelde düzenli sulamalardan hoşlandığı için damlama sulamaya iyi cevap verir. Optimum toprak nemi tarla kapasitesinin % 70-80, hava oransal neminin % 60-70 civarında olması istenir. Nemli şartlarda kök aktivitesi artar.

Biberlerde damla sulama
Biberlerde damla sulama

Nem yetersiz olduğunda büyüme yavaşlar,  gövde odunlaşır,  meyve tutumu azalır. Meyveler küçük kalır ve çiçek dökümleri meydana gelir. Uzun süre su verilmezse önemli ölçüde verim kaybı olur. Suyun düzenli ve belirli aralıklarda verilmesi gerekir.

İlk çiçeklenme başladığı dönemlerde bitkiler kuraklığa oldukça duyarlıdır. Bu sebeple bu dönemde sık aralıklarla hafif sulamalar yapılmalıdır.

Sıcak havalarda, kumlu topraklarda her 2-3 günde bir,  ağır topraklarda 3-7 günde bir sulama yapılmalıdır.

Toprak neminin tarla kapasitesi altına düşmesine fırsat vermeden sulama yapılmalıdır. Sulama, salma su olarak yapılacaksa az az ve sık sulama, damlama sulama ile yapılacaksa ölçülü olarak, kimyasal gübrelerin eriyik halinde sistem içerisinde toprağa verilmesi sağlanmalıdır.

Sulamaya dikimden 10-15 gün sonra başlanmalıdır. İlk meyve görülünceye kadar sulamalardan kaçınılmalıdır. İlk meyve görüldükten sonra birer hafta aralıklarla sulamalara devam edilmeli ve eylül ayı sonu ekim ayı başında sulamalara son verilmelidir.

Biberin kök sistemi zayıf olduğundan, aşırı sulamalar besin maddelerinin yıkanmasına ve kök boğazı yanıklığı hastalığına neden olur. Sulama sırasında şunlara dikkat edilmelidir:

  • Yağmurlama sulama hem tozlanmayı olumsuz etkiler hem de hastalık riskini artırır.
  • Karık sulama yapılacaksa karık boylarının kısa tutulması gerekmektedir.
  • Damlama sulama yapılacaksa her iki sıra için bir lateral boru veya her sıra için bir lateral boru kafidir. Damlatıcılar kumlu topraklarda 40-50 cm, orta ağır topraklarda 75-90 cm’ ye kadar aralıklarla olabilir.
  • Damlama sulama yapılmıyorsa, dikimden bir süre sonra çift sıra dikimde, dar olan sıra aralarına sulama arkları açılmalıdır.
  • Karık  usulü    sulamada    suyu    masura    sırtlarına,    kök    boğazına    kadar yükseltmemek, suyu masuraların yarı yüksekliğine geldiğinde kesmek gerekmektedir.

2.2.İlaçlama

Biber yetiştiriciliğinde alınacak kültürel önlemlerle hastalık ve zararlılarla mücadele edilir.Yetersizliği durumunda ilaçla mücadeleye başlanır.Alınacak kültürel önlemler arasında şunları sayabiliriz:

  • Suyun belli alanlarda göllenmesini önlemek için tesviye iyi olmalı,
  • Sulama suyu temiz olmalı,
  • Fideler sağlıklı olmalı,
  • Dikim karık sırtına yapılmalı,
  • Karık boyu kısa olmalı,
  • Ağır topraklarda yetiştiricilik yapılmamalı,
  • Sulama yavaş ve az su ile yapılmalı,
  • Hasta bitkiler imha edilmeli,
  • Dayanıklı çeşitler seçilmelidir.

Bitkiler gelişim dönemi boyunca yakından izlenmeli, hastalık ve zararlı mücadelesine özen gösterilmelidir. Özellikle nemli ortamlarda Botrytis, kuru havalarda da külleme hastalıklarına dikkat edilmelidir.

Biberlerde görülen hastalıklar şunlardır:

a) Virüs Hastalıkları

Biber mozaik virüsü;

Biber mozaik virüsü belirtisi
Biber mozaik virüsü belirtisi

Tütünlerden bibere geçen virüs hastalığıdır. Biber yapraklarında  çok  bariz  mozaik  lekeleri  meydana  gelir.  Bazen  beyazımsı  veya  sarımsı mozaik yapar. Bitkilerin gelişmesini yavaşlatır. Çok yaygın bir hastalıktır. Yaprak bitleri, aletler, işçiler ve tütün kırıntıları ile yayılır.

Biberde hıyar mozaik virüsü;

Biberde hıyar mozaik virüsü
Biberde hıyar mozaik virüsü

Hıyarlardan biberlere geçer. Toprak bitleri ve emici böceklerle yayılır. Çok yıllık yabancı otlarda kışlar.

Biber yapraklarında açık yeşil renkli mozaik lekeleri ile başlar. Meyvelerde anormal kıvrılmalar, şekil bozuklukları, sertleşmeler ve küçülmeler meydana gelir.

Bitki bodurlaşır, anormal taç teşekkülü ile çalılaşma durumları görülür. Verim miktarı ve kalitesi düşer.

Biberde patates adi mozaik virüsü;

Patateslerden bibere geçer. Elle temasla ve aletlerle bulaşır. Biber yapraklarında, damarlar üzerinde ve damar aralarında irili ufaklı ölü lekeler meydana gelir. Bazen bu kısımlar kurur ve delinir. Böylece yaprak kurumaları yapar. Çok şiddetli olduğunda bütün bitki kurur.

b) Fungal Hastalıklar

Solgunluk  (Fusarium)  hastalığı;

 Virüs  kadar  tehlikeli  bir  hastalıktır. Yapraklarda solgunluk ve sap kısımları kesildiğinde iletim dokularında kahverengimsi bir renk görülmesi solgunluk hastalığının tipik belirtileridir. Solgunluk hastalığına karşı henüz bir mücadele şekli bulunamamıştır.

Mücadelesinde en garantili yol fusariuma dayanıklı çeşitleri yetiştirmektedir.

Verticillium  solgunluğu;  

Biberde verticillum solgunluğu
Biberde verticillum solgunluğu

Hastalanan bitkilerin gelişmesi  yavaş ve genelde bitkiler  bodurdur.  Özellikle  alt  yapraklar  sararmış  ve  içe  doğru  kıvrılmıştır.

Hastalık genellikle olgun bitkilerin geç sezon dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Hastalıklı bitkiler solgunluk gösterir ve çoğunlukla ölür.

Çökerten hastalığı;

Hastalık fideliklerdeki körpe fidelerde daha çok görülür. Fidelikte yer yer sararmalar ve fidelerin toprak yüzeylerine devrildikleri görülür. Sonuçta bu devrilen fideler kurur. Gerekli tedbirler alınmazsa hastalık bütün fideliği sarar. Hastalığa yakalanmış fidelerin kökleri esmer veya kahverengi bir hal alır.

Hastalık sık ekim ve fazla sulama dolayısıyla süratle boya kaçan cılız fidelerde daha çok görüldüğünden bunlara dikkat edilerek hareket edilmelidir.Fideler soğuk havalarda üşütülmemelidir. Her yıl fide toprağını değiştirmeli ve ekimden önce düzenli olarak dezenfekte edilmelidir.

Kök boğazı yanıklığı (Phytophtora capcici);

Biberde kök boğazı yanıklığı
Biberde kök boğazı yanıklığı

Bitkinin kök boğazından yüzük şeklinde siyahlaşma olarak görülür.

Bitkide solgunlaşmaya ve ani ölümlere neden olur.

Bu hastalığa karşı tedbir olarak, sağlıklı tohum kullanılmalı ve fide yetiştirilmeli, derin dikimden kaçınılmalı, sırta dikim yapılmalı ve kök boğazına gelmeyecek şekilde sulama yapılmalıdır.

Külleme:  

Biberde külleme
Biberde külleme

Hastalık  belirtisini  biberlerde  belirlemek  zordur.  Hastalığın  ilk belirtileri yaprakların alt yüzeyinde küçük beyaz ile açık gri renkli görünümdeki lekelerdir.

Yaprakların üst yüzeyinde ise dağınık sarı lekeler oluşur. Etkilenmiş yapraklar bakteriyel leke hastalığında olduğu gibi dökülmeye meyillidir. Hastalanmış yapraklarda kıvrılmalar meydana gelebilir.

Antraknoz:

Biberde antraknoz
Biberde antraknoz

Hastalık etmeninin belirtileri, yeşil aksam ve gövdede çok belirgin olmamaktadır. Antraknoz, yeşil ve olgun meyvelerde yuvarlak çökük lekeler olarak görülmeye başlar.

Nemli koşullarda lekelerin üzerinde pembeye yakın bir renkte, dairesel değişmeler görülür.

Aşağıdaki tedbirler alınarak hastalıkla mücadele edilmelidir.

  • Üç yıllık münavebe (ekim nöbeti) ,
  • Üretim alanlarından,konukçu bitkiler özellikle solonaceaus bitkileri uzaklaştırılmalı,
  • Aşırı sulamadan ve bitkileri yaralamadan kaçınılmalı,
  • Hastalıktan ari tohumlar kullanılmalı,
  • Hastalıklı bitkiler, meyveler uzaklaştırılmalı ve yok edilmeli,
  • Dayanıklı çeşitler tercih edilmelidir.

c) Bakteriyel Hastalıklar

Bakteriyel gövde ve meyve çürüklüğünden

Biberde bakteriyel gövde ve meyve çürüklüğü
Biberde bakteriyel gövde ve meyve çürüklüğü

Etkilenmiş bitkilerin toprak üstü aksamları en dış yapraklardan başlayarak solmakta ve  kurumaktadır. Bitkinin kök ve kök boğazı kısımlarındaki öz dokular kahverengileşir.

Uç  kısımları çürür ve etrafa pis bir koku yayılır. Epidemi durumlarında tüm bitkiler      ölmekte  ve tarlada yer yer boşluklar ortaya çıkmaktadır.

Biber bakteriyel solgunluğu:

Biberde bakteriyel solgunluk
Biberde bakteriyel solgunluk
Biberde bakteriyel solgunluk
Biberde bakteriyel solgunluk

Bitkiler tarlada dağınık bir şekildedir; bu yüzden bakteriyel solgunluk genellikle tarlanın alçak ve su birikmiş alanlarda görülmektedir.

Hastalık su ile taşındığından salma sulama yapılan alanlarda solgun bitkiler bir sırada yan yana ortaya çıkmaktadır.

Bazen yaprakların solgunluğu sıcak havalarda sadece bitkinin birkaç dalında ortaya çıkar, bu solgunluk belirtisi gece ve sabahın erken saatlerinde düzelir gibi olur. Solgun yapraklar yeşil renklerini muhafaza eder ve hastalık ilerleyinceye kadar bitkiden kopmaz.

Uygun koşullarda bitkinin tamamında solgunluk belirtisi baş gösterir. Solgun bitkilerin alt kısımlarındaki gövde iletim demetleri koyu kahverengi renk alır. Bu belirtiler kök boğazı yanıklığı, hastalığına çok benzerdir fakat kök yanıklığı etmeninde alt gövdenin dış yanıklığı genellikle daha hâkimdir. Üstelik böyle gövde kesitleri temiz ve berrak bir suya konulduklarında  bakteriyel  akıntı,  açık  ve  net  olarak  görülmektedir.  Özellikle  bu  tür gözlemler bakteriyel hastalıkları fungal hastalıklardan ayırt etmekte sık olarak kullanılmaktadır.

Bakteriyel  leke:  

Biberde bakteriyel benek
Biberde bakteriyel benek
Biberde bakteriyel benek
Biberde bakteriyel benek

Hastalık  belirtileri  yaprak,  gövde  ve  meyveler  üzerinde görülebilir.

Yaprak  belirtileri,  ilk  önce  suyla  ıslanmış  küçük  alanlar  olarak  yaprakların  alt tarafında görülmeye başlar. Birkaç mm’ ye  kadar genişleyen lekeler  koyu  kahverengiye döner ve hafifçe kabarır.. Bu lekelerin büyük bir kısmı yaprak neminin toplandığı yaprak kenarları ve uçlarında oluşmaktadır. Sonunda yapraklar sararır ve düşer. Böyle bitkilerde güneş yanıklığından etkilenen meyvelerin sayısında artış görülür.

Meyve  üzerinde  ise  pazar  değerini  azaltan  kabarık  ve  uyuz  halini  almış  lekeler şeklinde kendini gösterir.

Kimyasal mücadeleden çok, kültürel tedbirlere ağırlık verilmelidir. Bulaşmanın engellenmesi için ise diğer bakteriyel hastalıklara kullanılan, özellikle bakırlı ilaçlar tavsiye edilebilir.

Biberde görülen zararlılar ve mücadeleleri ise şöyledir;

  • Danaburnu:   Özellikle   körpe   fidelerin   köke   yakın   boğaz   kısımlarından kemirerek kurumalarına sebep olur. Fideliklerde ve yeni gübrelenmiş tarla ve bahçelerde görülür.
  • Agrotisler:  Danaburnu  gibi  özellikle  genç  bitkilerin  boğaz  kısımlarından keserek büyük zarar verir.
  • Emici böcekler: Bitkilerin öz suyunu emerek gelişmeyi aksatır. Sayıları arttıkça daha büyük zararlar verir.
  • Kök ur nematodu: Bitki köklerinde urlar meydana getirerek köklerin normal vazife görmelerine engel olur. Sonuçta bitki solar ve ölür.

Bunlardan başka beyaz sinek, bozkurt, yeşil kurt, biber kurdu, yaprak gal sineği, sarı çay akarı zararlılar arasındadır.

2.3. Gübreleme

Biber, saçak kök yapısı ve derinliği itibari ile gıdaları sömürme yönünden domates ve patlıcan kadar avantajlı değildir.

Toprak işlenmeden önce dekara 4-6 ton yanmış çiftlik gübresi verilmeli ve toprak işleme ile karıştırılmalıdır. Genel olarak makro ve mikro elementler eksiksiz verilmelidir.

Toprağa uygulanan belirli miktar azotun toprak yapısı, yetiştirme mevsimi, toprak sıcaklığı, sulama şartlarına göre % 70-90’ ı alınabilir. Fosforlu gübrelerde bu oran % 25-30, potasyumlu gübrelerde % 60-80’ dir. Çiftlik gübrelerinde ise ilk yıl için azotun % 25-30’ u, fosforun % 30-35’ i ve potasyumun % 50-80’ i bitki tarafından alınabilir.

Bu nedenlerle 1 ton ürünün kaldırdığı saf maddeler yerine, uygulanması gereken miktarları bilmek ve önermek daha uygun ve daha pratiktir.

Biberde 1 ton ürün elde etmek için kayıplar ve bitki tarafından alınamayan miktarlar dahil olmak üzere aktif madde bazında uygulanması gerekli N-P-K miktarları aşağıda gösterilmiştir.

Biberde 1 ton ürün elde etmek için uygulanması gereken saf N-P-K miktarı (kg)
Biberde 1 ton ürün elde etmek için uygulanması gereken saf N-P-K miktarı (kg)

Yetiştireceğimiz ürün miktarı yetiştirme mevsimi, sera tipi, seranın ısıtılıp ısıtılmadığı, üreticinin deneyimi, tohum çeşidi vs. göz önüne alınarak belirlenmelidir.

Biberde uygulanacak gübrelerin taban ve üst gübrelemedeki payları aşağıdaki gibidir;

Biber yetiştiriciliğinde kullanılacak N-P-K’nın taban ve üst gübrelemedeki payları
Biber yetiştiriciliğinde kullanılacak N-P-K’nın taban ve üst gübrelemedeki payları
Bir ton ahır gübresinde bulunan saf N-P-K miktarları ve % oranları
Bir ton ahır gübresinde bulunan saf N-P-K miktarları ve % oranları

Fosforlu gübrenin tomurcuk ve meyve oluşumunda önemli fonksiyonu olduğu için çiçeklenmeye kadar olan dönemde verilmesi gerekir. Tomurcuk yetersizliği veya yeterli tomurcuğa rağmen yetersiz meyve tespit edilirse, bitkilerin fosforla takviye edilmesi gerekir.

Azotlu ve potasyumlu gübreler çiçeklenme döneminden itibaren 3-4 seferde verilmelidir.

Üst gübrelemede ihtiyaç olan 16,6 kg. saf azot ihtiyacını, içinde % 26 azot bulunan amonyum  nitrat  gübresiyle  karşılamak  istersek  verilmesi  gereken  gübre  miktarını  şu formülle bulabiliriz :

gübre hesap tablosu

64 kg amonyum nitrat gübresini yukarıda anlatıldığı gibi 3-4 seferde verdiğimizde bitkinin ihtiyacı olan azotu karşılamış oluruz.

Kullanacağımız fosfor ve potasyum miktarını da bu yolla hesaplayabiliriz.

Kullanılacak çiftlik gübresi ve kimyevi taban gübresi fide dikiminden en az 10-15 gün önce toprağın yüzüne serilerek 15-20 cm derinliğinde toprak işlenmelidir.

Gübre, suya bağımlı olarak verilmelidir. Az su, az gübre; çok su, çok gübre prensibine uyulmalıdır. Damlama sulama ile gübrelemede hasatta son 10 gün gübre verilmez, sadece su verilmesi gerekir.

2.4.Budama

Biberde budama; filiz alma,   yaprak alma şeklinde yapılır. Ana dallar oluşana dek gövde  üzerinde  çıkan  filizler  elle  veya  temiz  makas  ile  kopartılır.  2  ya  da  3  ana  dal bırakılarak şekil oluşturulur.

Cılız,  içe  bakan,  havalanmayı  ve  ışıklanmayı  engelleyen  yan  sürgünler temizlenmelidir. İyi bir havalanma ve hastalık mücadelesi için alttan itibaren yaşlı yapraklar temizlenir. Cılız ve kalitesiz büyüyen meyveler büyümeden alınmalıdır. Budamada bitkiler hırpalanmamalıdır.

2.5.Destek Sağlama

Biber bitkileri çok yüksek boylara ulaşabilir.

Örtü altı tarımında budanmayan ana dallar ip ile bağlanarak askıya alınır. Böylece dalların  sarkması  önlenmiş  olur.  Eğer  kültürel  işlemler  yapılmazsa  sıkıntı  oluşur.Askı iplerine sarma işlemine öğle saatlerine doğru başlanmalıdır.

Yaygın büyüyen ve sürgün ucu alınmadan büyütülen biber çeşitleri genelde askıya alınmaz. Ancak dalların dağılmasının önüne geçmek için biber sıralarının başına ve sonuna çakılan kazıklara gerilen teller veya ipler içinde bitkilerin korunması yoluna gidilebilir.

Boylu çeşitlerde askıya alma işlemi şu şekilde yapılır: Fideler    yerlerine    dikildikten sonra sıra üzeri boyunca yerden bir ip çekilir. Askı ipinin bir ucu yerdeki ipe, diğer ucu yukarıdaki tele bağlanır ve bitki bu ipe sardırılır.

İkinci bir yöntem ise, dip kısmından ileride bitkiyi boğmayacak şekilde genişçe olmak şartıyla bir düğüm atılır ve diğer ucu özel askı çengeline veya tepedeki tele bağlanır. Askı teline bağlamanın, ileride bitki tel boyuna ulaştığında aşağıya kaydırma veya tepede yer değiştirmede kolaylık sağlama gibi avantajları vardır.

Askıya alınan biber bitkilerinde 3-4 sürgün gelişmesine izin verilir. Tüm yan sürgünlerin 1. veya 2. yapraktan sonra uçları alınır. Bu durumda sezon boyunca gövde, askı iplerine 2 veya 3 haftada bir sardırılır.

2.6. Meyve Tutumunu Artırıcı İşlemler

Açıkta yetiştirilen, meyvesi tüketilen sebzelerin tozlanmasında problemle karşılaşılmazken, serada mevsiminin dışındaki zamanlarda üretilen ve meyvesi tüketilen sebzelerin  tozlanma  ve  döllenme  olaylarında  problemler  ortaya  çıkabilmektedir. Problemlerin önemli nedenleri olarak;

  • Düşük veya yüksek sıcaklılar,
  • Düşük ışık şiddeti,
  • Yüksek hava oransal nemi,
  •   Seralar  kapalı  yetiştiricilik  sistemleri  olduğu  için  izole  edilmiş  atmosfer gösterilmektedir.

Düşük  sıcaklık  ve  düşük  ışık  şiddeti,  sera  sebzelerinde  çiçek  tozunun  oluşmasını engeller veya çiçek tozu oluşsa da canlılığı azaltır.

Seralarda  yeterli  havalandırma yapılamadığında sera içi  hava oransal nemi yükselmekte bu da çiçek polenlerin hareketliliğini azaltmaktadır.

Çiçek tozlarının problemsiz olduğu şartlarda bile, seraların izole bir atmosfere sahip olması nedeniyle böcek ve hava hareketi kısıtlanmakta  bu da meyve tutumu ve tozlanmada aksamaya neden olmaktadır.

Bu aksamalar, yetiştiricilerce çeşitli uygulamalarla yok edilme yoluna gidilmiştir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kış aylarında ekonomik nedenlerden ısıtma yapılamayan seralarda, çiçek tozları oluşmadığı veya oluşsa bile fizyolojik olarak çimlenme- dölleme yeteneğinde olmadığı için büyümeyi düzenleyici veya hormon dediğimiz sentetik kimyasallar kullanılmaktadır.
  • Diğer bir grup seralarda ise düzenli olmasa da sınırlı bir ısıtma yapılabilmekte ve üreticiler vibrasyon veya sallama denilen tekniği kullanarak, sınırlı miktarda da olsa oluşan çiçek tozları ile tozlanma ve döllenme yoluyla meyve elde etme yolunu tercih etmektedirler.
  • Son  gruptaki  seralarda  ise  mümkün  olduğunca  bitkilerin  biyolojik optimumlarına yakın düzenli bir ısıtma yapılmakta ve verimi maksimuma ulaştırmak için bambus veya bal arıları kullanılmaktadır.

2.7.Yabancı Otlarla Mücadele

Yabancı otlarla, çapalama ve malçlama ile mücadelede edilmektedir. Kimyasal ot mücadelesi yapılacaksa trifluralin etkili maddeli ilaçlar sürüm derinliğine verilmelidir.

2.7.1.Çapalama:

Biber fidelerinin ilk çapaları tarlaya dikimden 10 ila 20 gün sonra ot alma ve sıralar arasındaki toprağı gevşetmek amacıyla yapılır. Birinci çapadan 2-3 hafta sonra boğaz doldurma ile birlikte ikinci çapa ve haziran ayında da bir defa olmak üzere toplam üç çapa yapılmalıdır.

2.7.2. Malçlama:

Hava sıcaklığının düştüğü kasım ayında, toprak sıcaklığının sağlanması için toprağı PE örtü ile örtme ve ısı perdesi şeklinde malçlama yapılmalıdır. Bu yabancı otlarla mücadele için de önemlidir.

Siyah veya şeffaf malç kullanılabilir. Şeffaf malç toprak sıcaklığı artırmada, siyah malç yabancı ot mücadelesinde faydalıdır.  Malç aynı zamanda su kaybını önler. Verim artışı ve erkencilikte fayda sağlamaktadır. Zararlıların da hayat çemberi kırılmış olur.

                                                                                              3. BİBERDE HASAT

3.1. Hasat Zamanı

Hasat edilecek biberler
Hasat edilecek biberler

Biberlerde hasat; çeşidin erkenciliği, yetiştirme ve bakım koşullarına göre değişir. Biber,  uygun  büyüklüğü  aldığında  hasat  edilmelidir.  Çok  körpe  iken  toplanırsa  yola dayanımı azalır. Fazla geç toplamak da kalite özelliklerinin düşmesine neden olur. Meyveler normal büyüklüğünü aldığında toplanır.

Ancak salça ve kırmızı toz biber üretiminde meyveler tamamen kızarıncaya kadar bitki üzerinde bırakılır ve 1-2 seferde toplanır.

Biber bitkisini iyi tanımayan üreticiler, hasada gelmiş meyveyi bilemeyebilirler; çünkü biber  meyvelerinin  olgun-yeşil  dönemi  olarak  tanımlanan  özel  bir  durumu  vardır.  Bu dönemde meyve yüzeyi mat buruşuk bir yapıdan daha parlak bir yapıya dönüşür. Bu dönemden önce toplanan biber meyveleri çabuk yumuşadıkları için yeşilden önce sarıya sonra kırmızıya dönmeye başlar.

Hasada gelmiş biber
Hasada gelmiş biber

Hasadın gecikmesi halinde en güzel yol, meyvenin üniform kırmızı rengini almasını beklemektir. Bu, olgun yeşil dönemden 6 hafta sonra gerçekleşir. Ancak sera biber üretimi için kırmızı olum, istenilen bir durum değildir.

Haziran sonu-temmuz ayı başlarında hasada başlanıp genelde ekim ayı ortalarında hasat son bulur. Toplam 9-15 defa hasat yapılır. Hasat işlemi genelde haftada bir yapılır. Sonbahar döneminde hasat kasım ayında başlar ve ocak ayı sonuna kadar sürer. Hasadın haziran ayına kadar sürdürülmesiyle tek ürün yetiştiriciliği yapılmış olur.

3.2. Yapılışı

Hasat, sabah erken saatlerde veya öğleden sonra yapılmalıdır; çünkü bu saatlerde bitkiler gevrektir. Meyvelerin körpe olarak toplanmaması gereklidir; aksi halde pörsüme nedeniyle kalite kayıpları olur.

Hasadın gecikmesi de meyvede renk değişimi ve güneş yanıklıklarına neden olur. Meyve toplamanın, meyve sapının gövdeye birleştiği yerdeki doğal kırık çizgiden yapılmasına özen gösterilir. Meyve sapı mutlaka meyve üzerinde olmalıdır.

Hasat sırasında bazı zararlanmalar söz konusu olabilir. Hasat sıklığı genelde haftada birdir.

Hasadı yapılmış biberler
Hasadı yapılmış biberler

3.3. Hasat Sonrası İşlemler

Pazara sunulmaya hazır biberler
Pazara sunulmaya hazır biberler

Hasat  edilmiş  ürünlerin pazarlanmasında  ilk işlem, ön ayıklamadır. Pazara çıkmayacak         derecede düşük kaliteli ürünler ayrılır, ürünün üzerinde zararlanmış, kirli, kuru, ölü,                  rengi bozulmuş kısımlar gerekli ise özel bıçaklarla ayıklanır. Ön ayıklama bahçede                      yapılabileceği gibi paketleme evrelerinde de yapılabilir.

Ön ayıklaması tamamlanmış ürünler su ile yıkanır. Su, ürün üzerindeki toprak parçalarını, ilaç artıklarını, yapışkan kirleri çıkarır ve ürüne canlı bir görünüş verir. Eğer yıkamada kullanılan su soğuk olursa, ön soğutma yapılmış olur.

Sebzelerde su kaybı sonucu buruşma ve solma, önemli bir sorundur. Mumlama ile hem ürünün görünüşü zenginleştirilir hem de etkili bir su kaybı kontrolü sağlanır. Mumlama ile sebzenin önemli su kaybı yolları olan yaprak, meyve sapı izleri ve yaraları kaplanarak ürünlerdeki su kaybı yarı yarıya azaltılabilir.

Pazarlanan ürünlerde, tüketiciler bir örnek ürün isterler; bu nedenle, yetiştirici, standartlara uygun bir kalite sınıflamasını yaparak direkt pazara veya kısa-uzun süre depolamak amacıyla soğuk depolara gönderilir.

Sebze depolanmasında bozulmaların kontrolü için en önemli faktör, sıcaklıktır. Depo sıcaklığı mümkün olduğunca düşük tutulmalıdır. Ancak donma noktasının 1°C-2°C üzerindeki  sıcaklıklar  depo  sıcaklığı  olarak  seçilmelidir.  Özellikle  tropik  ve  subtropik kökenli domates, hıyar, kabak, patlıcan, biber, bamya gibi sebze türleri donma noktasının üzerindeki sıcaklıklarda bile zarar görür.Bu nedenle, depo sıcaklığı, bu türlerde 7°-14°C sıcaklıklar arasında seçilmelidir. Biber, 7° – 10°C sıcaklıkta % 90-95 oransal nemde 3-4 hafta depolanabilir.

                                                                                                KAYNAKÇA

  • AYBAK H.Ç. Biber Yetiştiriciliği, Hasat Yayıncılık, 2002.
  • ANONİM, Biber Yetiştiriciliği, Cine Tarım Dergisi, Mayıs, 2003.
  • Tarım ve Köy işler Bakanlığı Yaygın Çiftçi Projesi 1-2,Ankara, 1995.

Paylaş :

Daha Fazla Makale

1 Yorum

Leave a Reply